En son konular
» Satanizm Nedir, Nasıl Satanist Olunur
Cuma Eyl. 09, 2011 3:33 pm tarafından versucher

» MERHABA
Ptsi Ocak 31, 2011 8:25 pm tarafından hakancan02

» mrb
Ptsi Ocak 31, 2011 6:55 pm tarafından the lord of darkness

» aşkımm benim:)
C.tesi Eyl. 12, 2009 12:35 am tarafından Gothictrforms

» korkunç resimler midesi kaldırmayan bakmasın
C.tesi Mayıs 02, 2009 1:29 pm tarafından the lord of darkness

» ******dragon resimleri*****
Salı Nis. 28, 2009 7:08 pm tarafından Gothictrforms

» arkadaşlar sitemize rep sistemi dahil edilmiştir
Paz Nis. 19, 2009 5:58 pm tarafından Gothictrforms

» slm
Paz Nis. 19, 2009 5:50 pm tarafından Gothictrforms

» ÜYE RÜTBELERİ ÖNEMLİ
Perş. Nis. 16, 2009 5:41 pm tarafından Gothictrforms

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 100 kişi Paz Tem. 30, 2017 9:56 pm tarihinde online oldu.

Gothic Müzik Gothic Giyinmekten İbaret Değildir / Almora Röportajı

Aşağa gitmek

Gothic Müzik Gothic Giyinmekten İbaret Değildir / Almora Röportajı

Mesaj tarafından Gothictrforms Bir Perş. Şub. 26, 2009 12:29 am

Daha önce sahnede birlikte olduğun grubunla çalıyordun, "Kıyamet Senfonisi"ni ise profesyonel isimlerle kaydetmişsin. Prodüksiyon kalitesi de oldukça yükselmiş görünüyor. Olay bu raddeye nasıl geldi?


Albümün hikayesi ve materyaller ortaya çıktıktan sonra müzik nereye gidebilir, daha iyi nasıl olabilir diye düşündüm. Temel düsturum buydu. Çoğu kimsenin bildiği gibi, Almora en başından beri benim kişisel projem aslında. Bu albümde daha da belirginleşiyor çünkü sahne ekibi ve stüdyo ekibi daha bir ayrışıyor. Bu tercihi yapmamın nedeni, prodüksiyonda, icra anlamında en iyisine ulaşmak, daha iyisini nasıl yapabilirim sorusunun yanıtı olarak ortaya çıktı. Sahne için ayrı, stüdyo için ayrı uzmanlaşmış müzisyenlerle çalışmayı tercih ediyorum uzunca bir süredir. Sahne ve stüdyo ortamı çok ayrı atmosferler çünkü. Tabii bir de hem sahne hem de stüdyo ekibimde olan arkadaşlarım da var; Bilge ve Duygu gibi. Bunun yanında albümün kayıt, miks ve mastering aşamasındaki özenli çalışmalar da albüme olumlu yansıdı. Bunun için başta Başar Ünder olmak üzere Roger Lian ve Nidal Aras isimlerini de zikretmeden geçmek istemem.

Albümde distortionlı elektro gitar sesinin önceki albümlere nazaran geri planda olduğu fark ediliyor. Bu yönde giderken eski fanlarının tepkilerinden çekindin mi?

Almora dinleyicisi genel müzik kültürü yüksek olan bir kitle. Buna bağlı olarak Almora dinleyicileri en fazla, içeriğe, melodilere, sözler ve duydukları şeyden ne hissettiklerine bakıyorlar. Hissettikleri şey Almora tadıysa teknik detaylara takılmıyorlar. Onlar iyi müzik dinliyorlar ve iyi müziğe değer veriyorlar. Sadece kulakları ile değil kalpleri ile de dinliyorlar ve içselleştiriyorlar yazdığım şarkıları. Bir müzisyenin en çok isteyeceği şey de budur zaten.

Kendi ev çalışmanı biraz anlatabilir misin, örneğin önce söz mü geliyor, müzik mi?

Şarkı yazarken şöyle bir şey oluyor, öncelikle bir konu, bir tema geliyor aklıma, seyrettiğim bir film olabilir, yaşadığım bir olay olabilir, çok farklı şeylerden ilham alabiliyorum. Ondan sonra o konu çerçevesinde ya gitardan bir şeyler çıkmış oluyor, ya da bir söz geliyor, şarkı doğal bir şekilde çıkıyor. İngilizce Türkçe yazma arasındaki farka gelince, İngilizce yazdığımda genelde önce müzik, sonra söz şeklindeydi. Türkçe'de o denge yüzde elli, yüzde elli şeklinde oldu.

Albümde konsept bir hikaye var; Bir büyüyle iki ırmağa dönüşen aşıklar, onların Ay Işığı Savaşçısı tarafından kurtarılmaları... Bu hikaye nasıl ortaya çıktı?

Almora'nın ilk albümünden bu yana devam eden bir şey. Almora albümlerinde albümü anlatan masallar her zaman var. Bundan öncekiler gibi bu albümde de albüm konseptini yansıtan bir hikaye yazarak albümde yer verdim.

Sembolik bir tarafı var sanırız...

İki ırmağa dönüştürülüyor aşıklar, binlerce yıl uyuyorlar, fakat onların arasında olan topraklarda gözyaşı dökülüyor, kan dökülüyor; Aslında bu da şuna atıfta bulunuyor. Günümüzde bu coğrafyada, Orta Doğu'da binlerce yıldır kan dökülüyor. Şu anda yaşadığımız olumsuz atmosferi bir şekilde masalla sembolik bir hale getirip vurgulamayı uygun buldum. Almora albümlerindeki masallar her zaman için günümüzden kaynağını alıyor esasen. İlk albümdeki hikaye, ikinci albümdeki Kalihora'nın Şarkısı hep günümüzden etkilenmiştir.
Çok sesli ve çok fazla enstrüman barındıran bir müziği tek başına yaratıyorsun.

Bunu bir orkestra çaldığında bu sana nasıl bir haz veriyor?

Ona benzer bir duyguyu Japonya'daki müzikalin dvd'si geldiğinde yaşamıştım. Çok güzel bir duygu. Orada iki şarkım yer aldı, biri Türkçe, biri İngilizce; ama onlar kendi dillerine, Japonca'ya çevirmişler. Bir de opera konseptinde bir orkestraları vardı. Çok duygulanmıştım izlediğimde.

Senin kariyerinin; aldığın haz açısından- o an mıydı? Başka var mı?

Öyle bir sıralamaya tabi tutamam tabii. Ama o müzikalde şöyle bir gurur vesilesi oldu benim açımdan; Ritchie Blackmore'un şarkısı var, Dio'nun şarkısı var, hayranı olduğum adamların besteleriyle benim bestelerim yan yana aynı müzikalde. Oturup düşündüm, geçmişe gittim, müziğe başladığım dönemi, gitarı ilk elime aldığımda kurduğum hayalleri düşündüm... O günlerde biri gelip senin bestelerin bu adamların besteleriyle beraber çalınacak deseydi, dalga geçiyor derdim.

Albümün sound'unu nasıl açıklıyorsun, mesela basın bülteninde "İlk Türkçe Gothic Rock Albümü" olarak tanımlanıyor...

Gothic temalar, sadece müzikal olarak değil, sözler anlamında da öne çıkıyor bu albümde. Bir de Almora ilk albümden bu yana müziğinde birçok farklı elementi kullanıyor. Türkiye'de ve yurt dışında birçok kaynakta, Almora senfonik olduğu kadar gothic kategorisi içerisinde de tanımlanıyor ilk albümden beri. Bu albümde diğer albümlere nazaran müziğimin gothic tarafı daha fazla öne çıkıyor. Sözlerin tamamının Türkçe olması nedeni ile de Kıyamet Senfonisi "İlk Türkçe gothic Albüm" sıfatını kazanıyor doğal olarak.

Ama gothic rock deyince bu türü tanımlayan Fields of the Nephilim, Sisters of Mercy, The Mission gibi gruplar akla geliyor. Şarkı sözü ve müzik olarak Almora'nın bu gruplarla benzeştiğini düşünüyor musun? Bu açıdan bakarsak "İlk Türkçe Gothic Albüm" demek biraz iddialı olmuyor mu?

İddialı olmak iyidir, başarıya giden yolda motivasyonu arttırır. Aslında her müzisyen insanlarla paylaştığı üretiminde iddialı olmak durumundadır. Aksi takdirde eserini neden insanlarla paylaşsın? gothic anlayış müzikten edebiyata, mimariden resme kadar birçok farklı sanat dalında birbirinden farklı birçok örneği barındırdığından, gothic akımını bir kaç örnekle -özellikle de sanayii devriminden sonra oluşmuş müzikal akımlarla- sınırlandırmayı doğru bulmuyorum. Buna bağlı olarak bir sanatsal akımı tanımlarken mutlaka şuna benzemeli diye bir kural da yok. Ayrıca bu tanımlama bir iddiayı değil, bir gerçeği ve dolayısıyla bir ilki yansıtıyor. Dinleyicinin albüme gösterdiği ilgi ve olumlu yorumlar da bunun bir kanıtı. Ama bunun yanında genel anlamda ülkemizde gothic ögeleri kullanan ilk çalışmayı yapan kimdir derseniz tabii ki My Garden derim. Bunun dışında yeraltında müziğini ingilizce icra eden birçok grup ve isim de var tabii ki. Ama olayın ülkemizdeki asıl temellerini atan - aslen bir doom grubu olmasına rağmen- My Garden'dır. Bir de gothic kavramı günümüzde eksik tanımlanıyor, tarihsel bazda baktığımız zaman; "Gothic" , barbar olarak nitelenen kavimlerin etkisi ile başlayan bir dönem. Avrupa'ya Gothların ve diğer barbar olarak nitelenen kavimlerin gelmesi ile bunun Avrupa kültürü üzerindeki etkileri ve onun getirdiği karamsar tablo yanında, pagan kültüründen gelen folk tabanlı bir müziği de görmekteyiz - ki bu melodi yapısı gothic müzikte fazlaca yer tutar- . Kasaba kasaba, kent kent gezip etnik çalgıları ile müziğini yayan ozanlar da o dönemin müziğini oldukça fazla etkilemiştir. Ancak çoğu zaman gothic kavramı tanımlanırken gothic müziğin folk'tan beslenen tarafının es geçildiğini görüyorum. Bir de buna ek olarak gothic kavramının diğer sanat dallarındaki yansımalarına bakacak olur isek, örneğin edebiyatta da karanlık ve melankolik bir atmosfer yanında pastoral betimlemeleri de görürüz. Bu da gothic kültürün folk ile ilişkisini ispat eden başka bir durum. Sadede gelecek olursak, gothic müzik, sadece depresif, melankolik müzik yapmak veya gothic giyinmekten ibaret değildir.

'İyiler Siyah Giyer' şarkısında Ogün Sanlısoy'la çalışman nasıl gerçekleşti?

'İyiler Siyah Giyer'i evde çalışırken eşim Özlem'e dinlettim. Ben söylüyorum, köPage Rankingü bölümü geldi, söylerken bir duraklama oldu. Özlem "Ogün Sanlısoy söyler bunu" dedi. Aynı anda benim de aklıma Ogün gelmişti. Şarkı bir şekilde onu çağırdı, onunla eşleşti aslında. Ogün'ün eski vokal tarzını bilmeyen yeni dinleyiciler için güzel bir örnek olacak, çok şanslılar bence. Kendi adıma ben de şanslıyım tabii.

Şarkının konusundan biraz bahseder misin?

Deniz Durukan'ın ikibinli yıllarda rock müziği anlattığı antoloji kitabının isminden ilham alarak bu şarkıyı yazdım. Şarkının esas teması 1999 yılından itibaren, o yıl yaşanan bazı olaylardan dolayı siyah giyen, uzun saçlı insanlara bir damga yapıştırıldı. O günkü olaylarla da kalmadı, bugün bile medyada bazı kanallar konu sıkıntısı çekince iki tane rocker görünümlü genci çıkartıp bunlar satanist diye haber yapıyorlar. Toplumu yanlış yönlendiriyorlar, insanları hedef gösteriyorlar. Tepkimi dile getirmek için yazdım bu şarkıyı.
avatar
Gothictrforms
LUCİFER
LUCİFER

Erkek
Mesaj Sayısı : 338
Doğum tarihi : 01/05/90
Yaş : 27
Nerden : cehennem
İş/Hobiler : öğrenci
Lakap : paldera
Kayıt tarihi : 24/02/09
Teşekür : 5
Teşekür Gücü : 152

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz