En son konular
» Satanizm Nedir, Nasıl Satanist Olunur
Cuma Eyl. 09, 2011 3:33 pm tarafından versucher

» MERHABA
Ptsi Ocak 31, 2011 8:25 pm tarafından hakancan02

» mrb
Ptsi Ocak 31, 2011 6:55 pm tarafından the lord of darkness

» aşkımm benim:)
C.tesi Eyl. 12, 2009 12:35 am tarafından Gothictrforms

» korkunç resimler midesi kaldırmayan bakmasın
C.tesi Mayıs 02, 2009 1:29 pm tarafından the lord of darkness

» ******dragon resimleri*****
Salı Nis. 28, 2009 7:08 pm tarafından Gothictrforms

» arkadaşlar sitemize rep sistemi dahil edilmiştir
Paz Nis. 19, 2009 5:58 pm tarafından Gothictrforms

» slm
Paz Nis. 19, 2009 5:50 pm tarafından Gothictrforms

» ÜYE RÜTBELERİ ÖNEMLİ
Perş. Nis. 16, 2009 5:41 pm tarafından Gothictrforms

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 100 kişi Paz Tem. 30, 2017 9:56 pm tarihinde online oldu.

İşte Vahdettin'in Kuva-yı Milliye'yi destekleyen hatt-ı hümayunu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İşte Vahdettin'in Kuva-yı Milliye'yi destekleyen hatt-ı hümayunu

Mesaj tarafından Gothictrforms Bir Cuma Mart 06, 2009 6:04 pm

Tarihimizi değiştirecek belge
Mustafa Armağan, "yalan yazan tarihçilerin" yalanlarını bir bir ortaya çıkarmaya devam ediyor.

İşte Vahdettin'in Kuva-yı Milliye'yi destekleyen hatt-ı hümayunu

2006 yılında bir çağrıda bulunmuştum bu köşeden. Gelin, demiştim, Milli
Mücadele'nin Sivas'ta çıkan ilk yayın organı "İrâde-i Milliye"
gazetesinin tamamını yeni
harflere çevirip yayımlayalım. Doğrusu gösterdiğiniz alaka, heyecan
aşılıyor meyus kalbime. Hâlâ cevap verenler, hazır olduklarını
söyleyenler oluyor.

Şimdi size ve o gönüllülere buradan duyurmak boynumun borcu oldu: Çağrımız Sivas'ta yankılandı ve bir grup
öğretim üyesi elbirliği etmek suretiyle 40 kadar "İrade-i Milliye"
nüshasını Latin harflerine çevirdiler, Sivas Belediye Başkanı Sami
Aydın Bey'in destekleriyle Buruciye Yayınları tarafından Osmanlıca
orijinaliyle birlikte 2007 yılında yayınlandı. Yani eksik de olsa bu
ilk resmi yayın organının bir koleksiyonuna sahibiz. Emeği geçenlere
teşekkür ediyorum. Keşke diğer gazete koleksiyonları da aynı
bahtiyarlığı yaşayabilse.

Yine de bir iki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Birincisi, kronik
problemimiz olan ciddi okuma hataları. En basiti, kapı, eşik anl.....
gelen 'südde' kelimesinin ısrarla 'sedde' yazılması (msl. s. 19) ya da
"istiksâratımızın" (s. 159) kelimesinin doğrusunun "istiksar etmezler"
olması gibi. Bunlar ufak tefek kusurlar gibi görünüyor ama yapılan işin
önemi karşısında daha ciddi olunması gerekirdi.

"İrade-i Milliye" gazetesinin maalesef tam bir koleksiyonu hiçbir yerde
yok. İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde de sadece mikrofilmleri mevcut.
Asıllarını isteyince yok diyorlar. Nasıl yok olur? Anlamak mümkün
değil. Allah'tan Amerikalılar var da, gazetenin Türkiye'de dahi
bulunmayan bazı nüshalarını Chicago Üniversitesi Arşivi'nden temin
edebiliyorsunuz.

Benim asıl üzerinde durmak istediği nokta, şeklinden şemailinden ziyade
"İrade-i Milliye" gazetesinde yazılanlar. Kuva-yı Milliye dönemine ait
çok önemli ve dikkatlerden kaçmış beyanlar ve telgraflar, haberler,
sıcağı sıcağına tepkiler, en azından Ankara'ya gitmeden önce Mustafa
Kemal tarafından yazılan başyazılar. Her biri önemli bizim için.

Mesela 14 Eylül 1919 tarihli nüshada daha önce de dile getirdiğim bir
telgraf yer alıyor. Çeken "Üçüncü Ordu Müfettişi, Yaver-i Hazret-i
Şehriyarileri Mustafa Kemal", çekilen kişi "Zat-ı Şahane" yani Sultan
Vahdettin, çekildiği yer Havza. Tarih 14 Haziran 1919.

Burada Mustafa Kemal Paşa, son görüşmelerini hatırlatıyor padişaha ve şöyle diyor: Huzurdayken
İzmir'in işgali karşısında "pek mahzun olan" kalbinizin "bu nokta-i
necâta ait ilhamatı"nı, yani ülkenin sizin öncülüğünüzde millî mukaddes
bir kudretle kurtulacağına dair verdiğiniz ilhamları şu an gibi
hatırlıyorum. Sizin "ilkâ"nızdan, yani Şemseddin Sami'nin "Kamus-i
Türkî"sine bakılırsa, benim fikrimi çelmenizden aldığım imanın azmiyle
görevime devam ediyorum.

Sivas'ta çıkan İrade-i Milliye gazetesinin 14
Eylül 1919 tarihli ilk sayısında çıkan Mustafa Kemal Paşa'nın
Vahdettin'e çektiği telgrafın orijinali.

Müthiş bir metin tabii. Ancak telgrafın bu şeklini başka kaynaklarda
bulabileceğinizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz. "Nutuk" dahil diğer
kaynaklarda "ilkâ" kelimesinin "ilham"a dönüştürüldüğünü görüp hayrete
düşüyorsunuz (mesela "Atatürk'ün Bütün Eserleri", c. 2, s. 375). Meğer,
diyorsunuz, Atatürk'ün kendi sözleri de zamanla kitabına uydurulmuş.

Peki sonradan tamamen unutulacak olan bu "fikir çelme" hadisesi neyin
nesiydi? Ona dair de bazı ipuçları bulabiliyoruz aynı telgrafta.
Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a çıktıktan bir ay kadar sonra şu gerçeği
itiraf ediyor:

"İstanbul'da iken milletin bu kadar kuvvetli ve az vakitte
felaketlerden bu derece müteyakkız [uyanmış] olduğunu tahayyül
edemezdim."

İlginç değil mi? Devam ediyor Paşa:

"Millet baştan aşağı uyanık olup istiklal-i millet ve devleti ve
hukuk-i âliye-i saltanat ve hilafeti teyid için kavi bir azim ve iman
ile mücehhez bulunuyor." Yani uyanmış olan millet, milletin ve devletin
bağımsızlığı ile saltanat ve hilafetin yüce haklarını desteklemek için
sağlam bir kararlılık ve imanla donanmış durumda.

Mustafa Kemal Paşa'nın bir ay içerisinde çektiği bu net
resim çok mu çok önemli. Neden? Piyasadaki inkılap tarihlerinde o
yıllarda milletin yere serilmiş olduğu ve sonra Atatürk'ün gelip onu
dirilttiği anlatılır da ondan. Oysa gerçek hiç de öyle değilmiş.
Üstelik bunu bizzat kendisi söylüyormuş.

Daha neler söylüyormuş? Devam edelim okumaya.

Mustafa Kemal'e göre Vahdettin son hatt-ı hümayunuyla bütün milletin
azim ve mücadele gücünü uyandırmış imiş. Peki kime karşıymış bu
mücadele? Cevabını telgraf sahibi veriyor zaten:

Milletin beka ve varlığına düşman olanlara karşı. Yani İngilizlere ve İngilizlere yaltaklanmayı meslek edinen zayıf karakterlilere karşı.

Şimdi düşünelim:

Beni Anadolu'ya ikna ettiniz diyen kim? Atatürk.

Anadolu'ya geçmeden önce milletin bu kadar uyanık ve mücadeleye hazır olacağını hayal bile edemezdim diyen kim? Yine Atatürk.

Uyanmış olan milletin bağımsızlık ateşiyle tutuşmuş olduğunu ve
saltanat ve hilafetin haklarını desteklemek için kararlılık içinde
olduğunu söyleyen kim? Yine Atatürk.

Vahdettin'e, hatt-ı hümayununuz milletin mücadele gücünü uyandırdı
diyen de o, İngilizlere ve onların destekçilerine karşı mücadele etmek
üzere anlaştıklarını söyleyen de.

Peki Turgut Özakman neyi savunuyor: Canım Vahdettin gönderdi ama
Atatürk'ün ne için gittiğini bilmiyordu ki. Bilse asla göndermezdi.

Şimdi Havza telgrafıyla görüyoruz ki, ikna eden de, gönderen de,
hatt-ı hümayunuyla halka direniş mesajı veren de, İngilizleri barışa
ikna etmek için Mustafa Kemal'le gizlice mutabakat sağlayan da
Vahdettin'den başkası değil. Aralarında bütün bunlar önceden
konuşulmamış olsa Mustafa Kemal ne diye anlatsın ki derdini sultana?

Üstelik Vahdettin'in Anadolu halkına, yanınızdayım mesajını veren bir
beyannamesi var ki, gazete sütunlarında alkışla karşılanmış. Mustafa
Kemal, 28 Eylül 1919 tarihli nüshada bu beyannamenin Osmanlı tarihinde
her bakımdan benzersiz olduğunu yazıyor. "Padişahımız"
diyor, "Anadolu harekâtının tamamiyle meşru olduğunu ilan ederek mevcut
cereyanı, yani Kuva-yı Milliyeyi lütfen teşvik etmekte ve hatta
katılarak kuvvetlendirmektedir."
avatar
Gothictrforms
LUCİFER
LUCİFER

Erkek
Mesaj Sayısı : 338
Doğum tarihi : 01/05/90
Yaş : 27
Nerden : cehennem
İş/Hobiler : öğrenci
Lakap : paldera
Kayıt tarihi : 24/02/09
Teşekür : 5
Teşekür Gücü : 152

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz